Tarihçemiz
Karabağlar İlçesi Tarihi
Kızıldağlar (Mastousia) ve Antik Dönem’den Günümüze Ulaşan Bir Miras, Akçakale…
Heybetli görünümü ve bozulmamış doğal güzellikleri bünyesinde barındıran, Kızıldağlar (Mastousia) antik dönemden itibaren İzmir’e gelen seyyahların ilk dikkatini çeken yer olmuştur. Kavacık Köyü’nün kuzey kesiminde Narlıdere ile sınır çizgisinde bulunan ve halk arasında yan yana yükselen ve uzaktan bakıldığında bir çatalı andıran siluetinden dolayı “Çatalkaya” olarak adlandırılan bu muhteşem dağ; ilk çağlardan itibaren İzmir’in simgesi haline gelmiş ve seyyahlar tarafından “ikiz kardeş”, “iki erkek kardeş” ismi ile de adlandırılmıştır. Ayrıca Köyün doğal güzelliklerinin yanında Çukurboz veya Güney Mevkii diye anılan yerdeki mağaralarda çok eski devirlerde yaşamış insan topluluklarına ait kalıntılar tespit edilmiştir.
Bu bölgede yapılan araştırmalarda, ilçemizin tarihi geçmişinin Antik Dönem’e kadar gittiği tespit edilmiştir. Akçakale olarak anılan bu ören yeri; yaklaşık 2500 yıllık geçmişi ile Karabağlar ilçemizde şu ana kadar tespit edilen en eski yerleşim yeridir. İzmir’in güney ve batı savunma kalesi olan “Akçakale”, İzmir Körfezi’ne egemen Mastousia (Kızıldağ) Dağı’nın doğu eteklerinde; (Limontepe'den, Kavacık köyüne giden yolun kuzeyindeki orman sahası içinde) denizden 430 m. yükseklikteki kayalık ve hâkim bir tepe üzerinde yer almaktadır. Bölge, İzmir I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca 1990 yılında "I. Derecede Arkeolojik Sit Alanı" olarak ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Akçakale'nin tarihi ile ilgili farklı görüşler ileri sürülmüş olmakla birlikte, kuruluşunun Klasik Dönem’de Eski Smyrna'nın (Bayraklı) çevresinde bir savunma zinciri (khora) kurdukları anlaşılan Persler ve yerel müttefikleri tarafından (M.Ö. 546-334) tarihlerinde bu amaçla inşa edildiği belirtilmektedir. Kentin Helenistik Dönem’de Pagos'a (Kadifekale) taşınmasından sonra da bu kalenin varlığını bir müddet daha devam ettirmiş olduğu kabul edilmektedir.
Tirazlı-Kesikkaya Antik Taş Ocağı
Yine Kızıldağlar üzerinde yer alan Tırazlı köyünde Helenistik ve Roma dönemlerinde (M.Ö. 4.yüzyıldan itibaren) kullanıldığı düşünülen bir taş ocağı bulunmuştur. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izni ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle dört yıl süren ve 2019’da sona eren yüzey araştırmalarında ortaya çıkan Tırazlı-Kesikkaya Antik Taş Ocağıdan Smyrna Antik Kenti’ne breş blok ve sütunların taşındığı tespit edilmiştir. Bu ocaktan çıkarılan kabaca işlenmiş taş blokların, mevcut dere yatakları da kullanılarak kızaklarla denize indirildiği ve deniz yoluyla mavnalarla Smyrna/İzmir Limanı’na nakledildiği belirtilmektedir. İzmir 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından alınan 18.06.2021 tarih ve 12431 sayılı kurul kararı ile "I. Derecede Arkeolojik Sit Alanı" olarak ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
Geç Roma- Bizans Manastır kalıntısı
Kavacık Köyünün yaklaşık 3 km kuzeyinde Çatalkayalar Bölgesinde yer alan ve yakın dönemde kaçak kazılarla ortaya çıkarılmış olan Geç Roma-Bizans dönemine ait arkeolojik kalıntılar İzmir Müze Müdürlüğünce tespit edilerek bölge 2019 yılında arkeolojik sit alanı olarak ilan edilmiş olup, bilim insanlarınca araştırılmayı beklemektedir.
Eskiizmir’in Öyküsü…
İlçemizde, Umut Mahallesi- Eskiizmir Caddesi üzerinde bulunan ve halk arasında “Yıkık Camii” olarak bilinen ve araştırmacılarca “Yıkık Minareli Camii” olarak da adlandırılan bu kagir yapı; mevcut mimari özellikleri göz önüne alındığında, Erken Osmanlı- Beylikler Dönemi’ne (15. yüzyıla) tarihlenen, yaklaşık 600 yıllık geçmişi ile çok önemli bir tarihi eser olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yapı, aynı bölgede bulunan Yıkık Hamam ile birlikte bu bölgede yer aldığı düşünülen bir külliyenin (15. yüzyılda) üniteleri olarak inşa edildiği tahmin edilmektedir. Varsayılan bu külliyenin çevresinde; günümüzde Umut, Kibar, Ali Fuat Cebesoy Mahallelerini kapsayan bir alanda, küçük veya orta ölçekli bir yerleşim yerinin kurulduğu anlaşılmaktadır. Bu yerleşimin, İzmir’de Türk-İslam Dönemi’ne ait en eski yerleşim yerlerinden birisi olduğunu; bölgenin “Eskiizmir” adı ile bilinmesini de destekler niteliktedir. Ancak bu yerleşim yerinin, daha sonraki dönemler içinde, bilinmeyen bir sebepten dolayı terk edilmesiyle birlikte bu caminin de işlevini yitirdiği düşünülmektedir. Yine Eskiizmir bölgesinde Gazi Mahallesi’nde yer alan ve eskiden beri İzmir’de önemli bir ziyaret merkezi konumunda olan yakın dönemde üzerine bir türbe inşa edilen Murat Dede Yatırı ve yanındaki Dilek Kuyusu etrafında gelişen söylence ve efsaneler ile halk kültürü ve inanışları içerinde önemli bir yer tutar.
Kızıldağlar ve Türkmen Yerleşimleri…
Karabağlar ilçesinin batı uzantısını oluşturan ve İzmir Körfezi’nin güneyinde sıralanan Kızıldağlar, 15. yüzyıldan itibaren konargöçer Türkmen aşiretlerince yerleşim alanı olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1478 tarihli Osmanlı Arşiv belgesine göre Urla-Kilizman Zaiminin hasları arasında, Kızıldağlar üzerinde, yerini tam olarak bilmediğimiz ancak harita üzerinde yapılan işaretlemeden, Kavacık köyü civarında olduğu anlaşılan Kızıldağ köyü yer almaktaydı. Bu bilgiden yola çıkarak bu bölgedeki yerleşimin sanılandan çok daha eskiye gittiği görülmektedir. Kızıldağ ve çevresinde, Karakeçili Aşiretine bağlı Yörükler tarafından kurulmuş olan Kavacık, Tırazlı Köyleri ile 19. yüzyılın ilk yarısında yerleşik hayata geçirilen Yanyatır Ocağı’nın Çobanlı Oymağı’na bağlı Tahtacı Türkmenler tarafından şenlendirilmiş olan Uzundere köyü, günümüze kadar aktif bir biçimde varlığını sürdürerek gelen en eski yerleşim alanları içerisindedir.
Konak’tan Üçkuyular’a Sahil Yerleşimlerinin Kuruluş Öyküsü…
16. yüzyılda Konak’tan başlayarak Kemeraltı üzerinden Hisarönü’ne kadar olan yay görünüşündeki eski iç liman ile Kadifekale arasında sınırlı bir alanda, İzmir şehir yerleşimi yer almaktaydı. O dönemde koruluk olan Karataş’tan Balçova’ya kadar, körfeze bakan sırtlarda, herhangi bir yerleşim yerinin mevcut olmadığı bilinmektedir. Bu durum 19. yüzyılın son çeyreğine kadar büyük ölçüde devam etmiştir.
Osmanlı Dönemi’nde, Mithat Paşa'nın İzmir Valiliği sırasında (1880 yılında), şehir hudutları şimdiki Konak Meydanı’ndaki Atatürk Kültür Merkezi’nin olduğu yere kadar devam ediyordu. Bu bölgenin batısı ise kayalıklardan ibaretti. Göztepe bölgesinin etekleri dik bir şekilde denize kadar uzandığı için şehirle bağlantısı (Karabağlar sınırları içerisinden) Karantina üzerinden, Arap Hasan Çeşmesi (Arap Hasan Mahallesi’nde) yönünden yapılabiliyordu.
1884’den itibaren İzmir Körfezi’nde kent içi ulaşımı sağlamaya yönelik olarak “Körfez Vapurları Hamidiye Şirketi’nin” kurulması ile şehrin batı kesiminde Göztepe, Reşadiye (Güzelyalı), Üçkuyular sayfiye yerleşimleri kurulmaya başlamıştır.
Mithat Paşa zamanında 1880’lerde açılan Göztepe-Güzelyalı önündeki yol ile kayalıklar ve Göztepe'nin denize uzanan etekleri ortadan kaldırılarak bugünkü Mithatpaşa Caddesi’nin meydana getirilmesi ile şehrin, körfezin batısına doğru gelişimi hızlanmıştır. Özellikle 1885 yılında Konak–Göztepe hattında tek hatlı atlı tramvayın, 1906 yılında çift hatlı hale getirilerek ve 1908 yılında Güzelyalı’ya kadar uzatılması ile Üçkuyular’a kadar bütünleşerek uzanan bir sahil yerleşimi meydana gelmiştir.
Konak-Göztepe-Reşadiye(Güzelyalı) ekseninde kentin yüksek gelirli elitlerinin (Müslüman ve Gayri Müslimlerin) konutları yer almaya başlamıştır.
Göçlerle oluşan Değirmendağı ve Hatay Semti…
Deniz kıyısında meydana gelen şehir gelişimine paralel olarak, 19. yüzyıl sonunda Osmanlı Devleti’nde meydana gelen toprak kayıpları sonucunda; Girit, Balkanlar, Kafkasya ve Kırım'dan gelen Müslüman-Türk göçmenlerin yerleştirildiği Değirmendağı ve Karataş ile birlikte, günümüzde Karabağlar sınırlarını da kapsayacak şekilde, İzmir’in batıya ve güneye doğru yayılımı hızlanmıştır. Kente gelen göçmenlere yeni konut alanları oluşturulması amacıyla 1885 yıllında İzmir'de ilk valiliği sırasında Halil Rıfat Paşa, şimdiki Bahribaba Parkı civarında ve Değirmen Dağı'ndan geçerek Karantina'nın dağ kısmına kadar uzanan Halil Rıfat Paşa Caddesi'ni açtırmıştır. Halil Rıfat Paşa, 1889-92 yıllarında ise ikinci kez İzmir Valisi olduğunda ise Halil Rıfat Paşa Caddesi’nin devamını sağlayan Mısırlı (günümüzde İnönü) Caddesi’ni ulaşıma açmıştır. Bu cadde ile bölgede ulaşımın İzmir’in merkezi ile sağlanmasının ardından Girit, Balkanlar, Kafkasya ve Kırım'dan gelen göçmenlerin “Arap Hasan Mahallesi, Yeşilyurt köyü, (Bozyaka) Kilimtepe Mahallesi ve II. Karantina bölgelerine” (Günümüzde kısmen Arap Hasan Mahallesi’ni de kapsamaktadır.) yerleştirilmiştir.
19. yüzyıl sonlarında gerçekleşen bu göç hareketlerine bağlı olarak Girit göçmenlerinin bir bölümü de bugün Yeşillik Caddesi’nin batısında yer alan Karabağlar, Uğur Mumcu, Sarıyer Mahallelerini kapsayan geniş düzlüklere yerleştirilmiştir.
Bir Masal Diyarı Bozyaka’nın Öyküsü…
Yukarıda bahsedilen iskân hareketlerinden bağımsız olarak, Bozyaka bölgesi yüksek coğrafi özelliklerinden kaynaklanan serinletici havası ile 19. yüzyıldan 1950'li yıllara kadar İzmirlilerin en önemli yazlık mekânları arasında yer almıştır. Yazın varlıklı birçok aile Bozyaka'daki bağlara çekilir, kule adı verilen iki katlı taş evlerde otururdu. Bu dönemde kule sahibi olmak bir ayrıcalık haline gelmiştir. 1920'li yıllarda Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatının ölümsüz yazarlarından Reşat Nuri Güntekin'in Çalıkuşu romanını yazdığı ev ile Dudaktan Kalbe romanına konu olan taş evler, çitlembik ağaçları ve meşhur üzüm bağları bu bölgede yer almaktaydı. Reşat Nuri Güntekin’in bir dönem içinde yaşadığı bu ev, günümüzde Kilimtepe Parkı içerisinde yer almakta olup, bu yapının giriş kapısı üzerinde yer alan kitabesine göre 1873 yılında Kilimcizade Ailesi tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Bu yapı, Reşat Nuri Güntekin’in adını yaşatmak ve halka hizmet vermek amacıyla Reşat Nuri Güntekin Çocuk Kitaplığı’na dönüştürülmüştür. Bu tarihi yapının etrafı ise hazırlanan bir rekreasyon projesi ile (Rıfat Kilimtepe’nin anısına) Kilimtepe Parkı’na dönüştürülmüştür. Yine bu ölümsüz yazarın “Dudaktan Kalbe” romanına konu olan çitlembik ağaçları ise koruma altına alınmıştır. Bozyaka’da günümüze ulaşan bir diğer tarihi yapı, 1898 yılında inşa edilen Şerefiye Camii olup, günümüzde ibadete açık durumdadır.
Bozyaka’nın temiz havası Cumhuriyet Dönemi’nde de önemini korumuş ve bu bölgeye (1927 yılında) bir dispanser kurularak veremli hastalara hizmet vermiştir.
Yine bu bölgede yer almasına karşın, yakın zamanda yol çalışmaları sırasında yıktırılan ve daha sonra üzerine Sabit Bey Camii’nin inşa edildiği Şemsi Baba (Karadutlu) Bektaşi Dergâhı (1864-65) ile daha sonraki bir tarihte bu tekkenin arazi üzerine kurulan (Yeşilyurt-Mızraklı Mescidi’nin bulunduğu yerde yer alan) Balpınar Bektaşi Tekkesi (Mızraklı Tekkesi) ve bu Tekke’nin bahçesinde bulunan halk arasında söylencelere ve romanlara konu olan Mızraklı Dede Yatırı, İzmirlilerin önemli inanç ve ziyaret mekânları arasında yer almaktaydı.
Bunun yanı sıra İzmir Valisi Hasan Fehmi Paşa (1893-1896) tarafından iki katlı şato görünümünde inşa edilmiş olan Pembe Köşk, dönemin diğer önemli sivil mimari yapıları arasında yer almaktaydı.
Osmanlı Dönemi’nden 1950’li yıllara kadar Bozyaka bölgesinin en büyük gelir kaynağı çekirdeksiz üzümdü. Ayrıca Bozyaka’da yetiştirilen bakla da önemli ticari ürünler arasında yer almaktaydı. Özellikle 1960’lı yıllardan sonra başlayan yoğun göç sunucunda bölgede meydana gelen çarpık bir yapılaşma ve hızlı sanayileşme sonucunda, maalesef üzüm bağları tamamen ortadan kalkmıştır. Romanlara konu olan Bozyaka bağlarının, 1970'li yıllara kadar korunduğu bilinmektedir.
Eldeki mevcut bilgiler ışığında, Eskiizmir yerleşimini takip eden süreç içinde ilçe sınırları içerisinde, 1950'li yıllara kadar son derece sınırlı bir alanda köy ve mahalle statüsünde, bir birinden bağımsız alanlarda değişik merkezlerde yerleşimler gözlenmektedir. Geriye kalan arazilerin büyük kısmı sınırlı sayıdaki ailelerin çiftlikleri, bağ evleri, mesire alanı, üzüm bağları, bakla tarlaları ve boş arazilerden oluşmaktaydı.
Çarpık Yapılaşmanın Kıskancında Karabağlar (1950’den günümüze)…
İzmir kent merkezinin çeperinde yer alan Karabağlar’da, 1940’lı yıllardan sonra iki farklı kentleşme olgusu kendisini göstermiştir. Bunlardan birincisi; öngörülmeyen bir şekilde 1960'lı yıllardan sonra iç göçlerle Anadolu'nun değişik bölgelerinden gelip yerleşen farklı kültürel, sosyolojik özeliklere sahip vatandaşların ucuz ve basit çözümlerle yaptığı gecekondulardan oluşan çarpık kentleşmedir.
Bu konuda Yeşilyurt semti önemli bir örnektir. II. Karantina (Arap Hasan) Mahallesi’nin bitişiğinde bulunan Karafatma Dağı civarında, 1945-1946 senelerinden itibaren başlayan çarpık yapılaşma faaliyetleri neticesinde, yoğun bir gecekondulaşma yaşanmıştır. Şehrin sınırında bulunan bu mahalleye, İzmir Belediyesince evlere elektrik ve su verilmiş ve otobüs tahsisi yapılmıştır. Bu bölgede artan ihtiyaca bağlı olarak birçok dükkân, kahvehane, sinema, okul, postane ve toplumun diğer ihtiyaçlarını karşılayacak tesisler inşa edilmek sureti ile büyük bir mahalle ve nihayet “Yeşilyurt köyü” adı altında bir muhtarlığa dönüşmüştür. Kısa süre içerisinde Yeşilyurt köyü, artan iç göçe bağlı olarak 5000’nin üzerine çıkan nüfusu ve şehircilik alanında yaşanan ciddi sıkıntılar nedeni ile 1963 yılında belediye statüsüne kavuşturulmuştur. Bu aynı zamanda Karabağlar sınırları içerisinde kurulan ilk belediye olma özelliği de taşımaktadır. Semtin nüfusu, 1980’lere gelinliğinde ise öngörülemeyen bir şekilde 20.000’e yaklaşmıştır. Ancak, Yeşilyurt Belediyesi 17 yıl hizmet verdikten sonra 1980 yılında 12 Eylül Askeri Yönetimince kapatılmıştır.
Bu çarpık kentleşme eş zamanlı olarak ilçemizin farklı bölgelerinde de kendisini tüm hızı ile göstermeye devam etmiştir. 1960-1970 yılları arasında Kadifekale’nin Batı-Güneybatı yamaçlarından başlayarak Karabağlar sınırlarına doğru Cennetoğlu ve Bozyaka Mahallelerine doğru yayılım göstermiştir. Özellikle 1950’li yıllarda Osman Aksüner ve Aşık Veysel Mahallelerinden geçen Eski Aydın Yolu çevresinde kümeleşmeye başlayan tek katlı bahçeli evlerin olduğu bölge, 1950 -70’li yılların ortalarına kadar Yeni Kavaflar Çarşısı, I., II. ve III. Beyler Sokağı’nda faaliyet gösteren mobilya atölyeleri ve mağazaları mekan sıkıntısı nedeni ile 1970’li yılların başından itibaren İzmir’in güney aksını oluşturan Yeşillik Caddesi’nin yapılması ile bu caddenin boyunca uzanan daha geniş düzlüklere taşınmıştır. Özellikle 1990’lardan itibaren bu bölge, “Karabağlar Mobilyası” adı ile Türkiye’nin önde gelen mobilya üretim bölgesi ve ona bağlı yan iş kollarının yer aldığı küçük ve orta ölçekli yüzlerce işletmenin bulunduğu bir sanayi bölgesine dönüşmüştür. Bu hızlı gelişme, artan emek gücüne bağlı olarak Karabağlar’ın Yeşillik Caddesi ve Eskiizmir Caddesi boyunca kontrolsüz ve çarpık bir şehirleşmenin yaşanmasına neden olmuştur. Bunun yanı sıra Kadifekale ve çevresinde 1978 yılında yaşanan deprem ve toprak kayması sonucu bu bölgede yaşayan vatandaşların bir bölümünün Bozyaka bölgesine yerleştirilmesi ile bu bölgenin nüfusu iyice artmıştır.
1990-2000 yılları arasında, İzmir kent merkezinde hizmet sektöründe artan işçi talebi ve Gaziemir Serbest Bölgesi’nin faaliyete geçmesi ile ülkemizin doğu ve güneydoğu bölgelerinde yaşanan terör ve şiddet olayları nedeniyle yaşanan zorunlu göçe bağlı olarak, Karabağlar’da var olan çarpık yapılaşma hızlanmış ve geniş alanlara yayılmasına sebep olmuştur.
Modern Yapılaşma(1960’dan günümüze)…
Karabağlar için diğer bir kentleşme olgusu da, 1951 yılında düzenlenen “İzmir Şehri İmar Planı Uluslararası Şehircilik Proje Yarışması” kapsamında yarışmayı kazanan Kemal Ahmet Arü ve ekibinin, 1953 yılında onaylanarak yürürlüğe giren İzmir Şehir Planı’nda, kentin başlıca konut gelişim alanı olarak Karataş’tan Üçkuyular arasında kalan, denizden 30 metre ile 80 metre yükseklikteki, sırtların belirlenmesidir. Yeni yerleşimin ana ulaşım arterini oluşturan Hatay (İnönü) Caddesi’nin bir varyantla Eşrefpaşa üzerinden Konak’a bağlanmasının ardından, önemi artan Hatay Caddesi boyunca paralel ve dikey uzanan bahçeli konutların yer aldığı yapı adalarının planlanması, bölgenin kaderini değiştirmiştir. Bu planlama sonrasında İnönü Caddesi boyunca sıralanan daha düzenli ve çok katlı apartmanların yer aldığı konut alanlarının temeli atılmıştır. Bu tarihten itibaren son derece modern bir anlayışla eski adı Mısırlı Caddesi olan ve Hatay Nokta Durağı’na kadar gelen yol, 1960’lı yıllarda genişletilerek asfaltla kaplanmış ve Üçkuyular’a kadar uzanan modern Hatay (İnönü) Caddesi’ne dönüştürülmüştür. Böylelikle ‘Hatay Semti’, bu cadde boyunca inşa edilen modern çok katlı apartmanlar ve toplu konutların yanında, açılan mağazalar, kafeler, yazlık sinemalar ile İzmir’in önemli ekonomik, sosyal ve kültürel buluşma merkezi olarak ön plana çıkmaya başlamıştır.
Karabağlar’da 1950’li yıllardan itibaren görülen bu iki farklı kentleşme olgusunun yanında, ilçemizin doğal coğrafi sınırlar içerisinde yer almaması nedeniyle, kendisine özgü “Karabağlar Kent Tarihi ve Kimliği” oluşamamıştır. Günümüzde resmi olarak tanımlanan Karabağlar ilçe sınırları içerisinde “Karabağlar, Bozyaka, Yeşilyurt, Hatay, Eskiizmir, Poligon, Üçkuyular, Esendere, Limontepe, Uzundere” gibi birbiri ile kültürel ilişkisi sınırlı olan, birbirinden bağımsız semtlerden oluşan bir yapı meydana gelmiştir. Bu nedenle "Karabağlar Küçük Türkiye" tanımı bu anlamda en iyi ifade biçimi olarak yerini almıştır.
KAYNAKÇA
- Ali Kazım ÖZ, “Antik Smyrna’nın Güneyindeki Savunma Yapıları Üzerine Mimari Belgeleme Çalışması”, TÜBA-KED Türkiye Bilimler Akademisi Kültür Envanteri Dergisi(20), ss. 95-109.
- Arslan Alp AŞKAN, 1922-1960 Yılları Arasında, İzmir’deki Mimarlık ve Kentsel Planlama Bağlamında Rıza Aşkan, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi- Mimarlık Ana Bilim Dalı/ Mimarlık Tarihi ve Kuramı Bilim Dalı, 2011.
- Bedri NOYAN Bütün Yönleriyle Bektaşilik ve Alevilik, C.-VI., Ankara: Ardıç Yayınları, 2003.
- Bedri NOYAN, Bütün Yönleriyle Bektaşilik ve Alevilik, C.-V., Ankara: Ardıç Yayınları, 2002.
- Cana BİLSEL , “İzmir'de Cumhuriyet Dönemi Kent Planlaması(1923-1965): 20. Yüzyıl Kentsel Mirası ve Kamusal Mekânlar”, Ege Mimarlık, yıl 19, sayı 71, Eylül 2009, TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şubesi, ss. 12-17.
- Derya Genç ACAR, “1929 Dünya Ekonomik Bunalımı ve İzmir’de Gündelik Yaşam”, Belgi Dergisi, Sayı 13, ss.408-428, Şubat 2017.
- Emel KAYIN, “Kırdan Kentten Kentleşme Ve Küreselleşme Baskısındaki Kızıldağlarda Bir Köy: Kavacık”, Mimarlık Dergisi, S.362, Kasım-Aralık 2011.
- Erkan SERÇE, “İzmir’de Muhtarlık Teşkilatının Kurulması ve İzmir Mahalleri”, Kebikeç İnsan Bilimleri İçin Kaynak Araştırmaları Dergisi, sa.7-8, ss.155-170, 1999 (Hakemli Dergi).
- Ersin DOĞER -İ.GEZGİN, "Arkaik ve Klasik Dönemde Smyrna'nın Dış Savunması Üzerine Gözlemler", II. Uluslararası İzmir Sempozyumu, Nisan 1998, İzmir, ss. 5-30.
- Ersin DOĞER, İzmir'in Smyrna'sı Paleolitik Çağ'dan Türk Fethine Kadar, İletişim Yayınları, İstanbul, 2011.
- Fatma Cânâ BİRSEL, “19.Yüzyılın İkinci Yarısında İzmir’de Büyük Ölçekli Kentsel Projeler ve Kent Mekanının Başkalaşımı”, Ege Mimarlık, Cilt 10, ss.34-37, 2000.
- Figen KUMRAL, Cumhuriyet'in İlk Yıllarında İzmir'de Bağ ve Bağcılık, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi / Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü / Tarih Bölümü / Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Ana Bilim Dalı / Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Bilim Dalı, İzmir, 2010.
- Gülşen TURAL, Dr. Selahattin Akçiçek'in Hayatı ve Siyasi Faaliyetleri, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ege Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Tarih Ana Bilim Dalı, İzmir, 2004.
- Hakan GÖNCÜ, Burak YOLAÇAN, Akın ERSOY, “Smyrna/İzmir Kırsalında Yer Alan Bazı Savunma Yapıları Üzerine Bir Değerlendirme”, Türkiye Bilimler Akademisi Kültür Envanteri Dergisi 19/2019, ss. 11-28.
- Hasan KÖKSAL, “İzmir’de Ziyaret ve Adak Yeri Olarak Seçilen Kabirlerle İlgili İnanışlar ve Uygulamalar”, Türk Folklorundan Denemeler, 1986/1, Kültür ve Turizm Bakanlığı Milli Folklor Araştırma Dairesi Yayınları: 72, Ankara, 1986.
- Hikmet TANYU, Ankara ve Çevresinde Adak ve Adak Yerleri, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları- LXXVIII, Ankara Üniversitesi Basımevi, 1967.
- Hülya GÖLGESİZ GEDİKLER, 1950-1960 Yılları Arasında İzmir’de Gündelik Yaşam, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkilap Tarihi Enstitüsü, İzmir, 2006.
- İhsan ÇETİN, “Gecekondunun Kentle Bütünleşme Sürecinde Alan-Mekân Faktörü: İzmir Örneği”, Sosyoloji Dergisi, Yıl 2011, Sayı 25, ss.135-139.
- İzmir Milletvekili Mustafa Uyar tarafından verilen Yeşilyurt Köyü hakkında yazılı soru önergesi hakkında”, İlgi: 23.1.1962 gün ve Kanunlar Müdürlüğü 7152/914 - 3805 sayılı yazı, Milet Meclisi B: 48, 17.02.1962 0:2 numaralı meclis tutanağı.
- Kamer YILDIRIM, Halil Rıfat Paşa’nın Aydın Valiliği, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ege Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Tarih Bölümü / Yakınçağ Tarihi Ana Bilim Dalı, İzmir, 2008.
- Muhammed Yazıcı, 16. Yüzyılda Batı Anadolu’da Türkmen Yerleşimi ve Demografik Dağılım, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Muğla Üniversitesi, Tarih Anabilim Dalı, 2002.
- Musa SAŞMAZ, Türkiye’nin İdari Taksimatı (1920-2013), Cilt: VIII, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2014.
- Mücella KAYADEMİR, “Eski İzmir (Yıkık Minare) Camii”, Rölöve ve Restorasyon Dergisi, 1982, Sayı: 3, ss. 77-99.
- Nilgün KİPER, II. Abdülhamit Döneminde İzmir’de Göçmen İskânı ve Planlama, Yayımlanmamış Doktora Tezi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü / Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsü / Şehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı, İzmir, 2006.
- Önder LİMONCUOĞLU, Bir Küçük Tarih, İzmir, 2006.
- Özkan KESKİN, “Üzümün Bağı Asmanın Kurdu: Osmanlı İmparatorluğu’nda Filoksera ile Mücadele”, Tarih İncelemeleri Dergisi, XXX/2, ss. 479-505, 2005.
- Rahmi BALABAN Çevresinde Gezi İle İzmir Tarihi, İzmir, 1946.
- Selda Kalfazade ERTUĞRUL, Anadolu’da Aydınoğulları Dönemi Mimarisi, Yayımlanmamış Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, 1995.
- Siren Bora, “Yeni Belgeler ve Fotoğraflar Işığında Ali Ulvî (Gerçek) Baba: Yaşamı ve Eserleri”, s. 119-122, Cihannüma Tarih ve Coğrafya Araştırmaları Dergisi Sayı V/1 – Temmuz 2019, 111-138 Makale Geliş Tarihi / ReceivedDate: 03.04.2019 Makale Kabul Tarihi / AcceptanceDate: 27.05.2019.
- Şahabettin EGE, Eski İzmir’den Anılar, İzmir Büyükşehir Kültür Yayınları, İzmir, 2002.
- Şenay SAVUR, “1960’lı Yıllarda İzmir’de Altyapı Hizmetleri”, Tarih ve Günce, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Dergisi, 1/3,(2008 Yaz) ss.95-110.
- Tuncer BAYKARA, İzmir Şehri ve Tarihi, İzmir: Akademi Kitabevi, 2001.
- Tülay BARAN, “1923-1938 Yılları Arasında İzmir’in İmarı”, Çağdaş Türkiye Araştırmaları Dergisi, Cilt:1, Sayı 3, Haziran 1993.
- Ustalar El Veriyor”, Karabağlar Belediyesi Mobilya Günleri, Karabağlar Belediyesi Kültür Yayınları, İzmir, 2015.
- Yaşar ÜRÜK, İğne Deliğinden İzmir, 2011.
- Yaşar ÜRÜK, İzmir Efsaneleri, Yakın Kitabevi, 2018.
- Yiğit OZAR, Hellenistik Dönem’de Smyrna Çevresindeki Kaleler, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Klâsik Arkeoloji Anabilim Dalı, İstanbul, 2020.
- Yunus Bekir YURDAKUL, Noktam Eksik Olmasın-İzmir Dizisi 41, Heyamola Yayınları, İstanbul, 2011.